Ekonomideki krizin derinleşmesiyle muhalefetten yükselen erken seçim çağrılarına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli kapıları tamamen kapatsa da, Ankara’da erken seçim tartışması yeniden alevlendi. Daha önce yükselen döviz kurlarından yola çıkarak erken seçim çağrısı yapan muhalefetin bu kez çıkış noktası iktidarın ekonomik krizle birlikte gelen yüksek enflasyon karşısında halkı güçlü kılmaya dönük açılımları oldu.

Asgari ücretin ne kadar olacağına dair meraklı bekleyişin sürdüğü Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gelen “İşçimizi zora sokmayacağız. Gerek brüt, gerek net asgari ücret için en uygun, en ideal kararı vereceğiz. İşçinin de, işverenin de bu karardan memnun olması lazım” açıklamasından sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan da memur maaş zamları ve tüm kamu personeli için yeni düzenlemelere dönük duyurular geldi.

Çalışma Bakanlığı önce memur maaşlarıyla ilgili uzlaşılan yüzde 30-35 oranındaki zamma ek olarak enflasyon farkının da konfederasyonlarla görüşülüp, değerlendirilerek ödeneceğini duyurdu. Bakanlıktan, tüm kamu personeline bir “sosyal refah düzenlemesi” yapıldığı açıklamasının gelmesi ise siyasi kulislerde özellikle muhalefet cephesinin dillendirdiği erken seçim öngörülerini kuvvetlendirdi.

Erken seçim hazırlığı iddiası

İktidarın “maaş zammı, sosyal refah düzenlemesi, ücretlerde iyileştirmeler” gibi son dönemdeki adımlarıyla aslında bir erken seçim hazırlığı içinde olduğunu savunan muhalefet partileri, meclis genel kurulundaki bütçe görüşmelerinde de iktidara “Getirin sandığı” çağrısı yaptı. İktidarın 3600 ek gösterge ve Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili düzenlemeleri de yeni yıl için gündemine almış olması muhalefetin erken seçim öngörüsünü güçlendiriyor.

Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’nin “erken seçim yok” açıklamalarına karşın AKP’nin bir seçim hazırlığı olabilir mi? Türkiye’nin iktidarın iddia ettiğinin aksine Haziran 2023’ten önce seçime gitmesi mümkün olur mu?

Gazeteci Kemal Can DW Türkçe’nin sorularını yanıtlarken hükümetin “ücret iyileştirmesine” dayalı hamlelerinin muhalefet tarafından erken ya da baskın seçim alameti gibi görüldüğünü hatırlatsa da, AKP’nin aslında giderek kendi aleyhine değişen siyasi aritmetiği lehine çevirmek ya da oylarındaki erimeyi yavaşlatmak için bu hamlelere başvurduğunu söylüyor.

Kararsızlar dağıtılmadan oyları yüzde 23,6’ya kadar düşen AKP’nin erken seçimden öte krizden çıkış reçetesine odaklandığını DW Türkçe’ye konuşan AKP’liler de söylüyor. Ancak onların da Türkiye’nin bir seçim sathında olduğunu kabul etmesi ve bu yönde de gereken her hazırlığın yapılacağını dillendirmesi dikkat çekiyor.

“En iyimser ihtimal 2022 sonbahar”

Yine de Kemal Can “Bu ücret iyileştirmesi hamleleriyle AKP’nin erken seçim hazırlığının yeterli olacağı kanaatinde değilim” öngörüsünde bulunuyor ve bu öngörüsünü şöyle açıklıyor:

“Çünkü bu ücret iyileştirme hamlelerinin sonuç verebilmesi, bunun siyasi bir avantaja dönüşmesi için bir vadeye ihtiyaç var. Çünkü kamuoyundaki sorun sadece gelir durumunun düzelmesi değil, ekonomiyle ilgili rahatsızlığın büyümesi. Yükselen enflasyon ve bunun geleceğe dair yarattığı tedirginlik ortada. Dolayısıyla ücret artışlarıyla bunu kısmen dengeleyebilirsiniz, rahatsızlığı azaltabilirsiniz ama bu, sizi destekleyecek kalabalıkları yeniden kazanmaya yetmez.”

Gazeteci Kemal Can

Kemal Can, iktidarın ücret iyileştirmesi adımlarının toplumda kabul görmesinin en iyi ihtimalle 2022 ilkbahar sonu ya da yaz aylarını bulabileceğini öngörürken “İktidarın adımlarını seçime hazırlık diye yorumlasak bile iktidarın bundan yaratacağı avantajla erken seçimi düşünmesi için en iyimser ihtimal gelecek yıl sonbahar diye düşünüyorum” diyor.

AKP ile MHP’nin seçim yasasında öngördükleri değişikliklere ilişkin düzenlemeyi de Şubat sonu Mart başı gibi meclis gündemine getireceğine ilişkin haberleri de hatırlatan Kemal Can, bu düzenlemenin de mecliste kabulünün de seçim için bir gecikme, öteleme yaratabileceğini hesaplıyor.

Can, “2022 sonbaharı dikkate aldığımızda da zaten seçimin normal süresinin bir yıl öncesine gelmiş oluyor. Eğer o tabloda iktidar kendisi için avantajlı olduğunu, bu birikmiş olan memnuniyetsizliğin nispeten dağıldığını, buna karşılık karşısındaki bloğun, muhalefetin de bir toparlanma ve güçlü bir alternatif oluşturamadığını gördüğünde seçim şansını kullanabilir” öngörüsünde bulunuyor.

Ekonomik krizin derinleştiği mevcut durumda erken seçimin iktidarın lehine görünmediğini düşünen Kemal Can, iktidarın mümkün olduğunca seçimi ötelemek ve bu sürede ekonomik krizden çıkış reçetesi üzerinde çalışmak isteyeceğini söylüyor.

Daha fazlasını okumak için: Erken seçim ekonomiyi düzeltebilir mi?

Gözler ek bütçede

İktidarın ücretlerin iyileştirilmesine dönük adımlarının erken seçimle ilgisinin olup olmadığının bir de finans, bütçe boyutu var. Türkiye’nin sayılı iktisatçılarından Prof. Aziz Konukman da DW Türkçe’yle konuşurken bu boyuta dikkat çekiyor. Konukman, iyileştirmelerin erken seçim hazırlığı olabileceğini ancak finansal boyutunun ortaya çıkması gerektiğini söylüyor.

Konukman, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni yılda ek bütçeyle gelip gelmeyeceği bize erken seçim hazırlığında olup olmadığını da gösterecek. Gerçek niyetini ortaya koyacak” derken, bugün bütçede yaşanan gelişmeleri erken seçim tartışmaları doğrultusunda şöyle özetliyor:

“2022 bütçesi şu an mecliste görüşülüyor fakat bu bütçenin kendisi kadük oldu. Çünkü bu bütçe 5 Eylül’de yayınlanan orta vadeli programın 2022 için öngördüğü ortalama dolar kurunu dikkate alıyor. O da nedir 9,27. Bu, artık anlamını yitirdi. Dolayısıyla dolar cinsinden bütün ödenekler azaldı. Şimdi bunun TL cinsinden boyutlarını düşünün, o ödenekler yetmeyecek. Görüyoruz ki bu bütçe meclisten geçecek, Ocak’ta yürürlüğe girecek. Kısa bir süre sonra cumhurbaşkanı ek bütçeyle parlamentoya gelmek durumunda. Niye? Çünkü aksi halde ödenek üstü harcama yapmak durumunda kalacaklar. Ek bütçe de sağlam bir erken seçim sinyali olacak.”

İktidarın topluma sürekli vaatlerde bulunduğunu hatırlatan Konukman, hükümete “Sana da, ona da vereceğim diyorsun da. Kardeş, neyle vereceksin. Bana finansal bir plan çıkart” çağrısı yapması dikkat çekiyor. Finansal planın henüz ortada olmadığını, bu yüzden erken seçim sinyaliymiş gibi görünen tüm açıklamalara temkinli yaklaşılması gerektiğini anlatan Konukman, hükümetin 2021 yılı için meclisten aldığı 246,2 milyar liralık harcama iznini de bütünüyle kullanmadığı bilgisini paylaşıyor.

Konukman “AKP, meclisten 246,2 milyar liralık bir harcama izni almış ama bunun 110 milyarlık bölümünü kullanmış. Şimdi harcamaları artırabilir. Herkese dağıtabilir. Kesenin ağzını açabilir. Ama bunu erken seçim için yaptığını anlamamız meclise ek bütçe sunulup, sunulmayacağıyla ilgili olacak. Onu bekliyoruz. Toplumu yanına çekmek istediği, bir şekilde seçim için önünü açmaya çalıştığı ortada” çıkışında bulunuyor.

Hilal Köylü / Ankara

©Deutsche Welle Türkçe

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here